SİYASİ KİBİR UĞRUNA SİLİFKE’NİN HEBA EDİLEN 120 MİLYON LİRASI
Modern kamu yönetiminde kentsel başarının temel ölçütü, ne kadar bütçeye sahip olduğunuz değil, o bütçeyi ve kentin tüm bileşenlerini ne kadar etkin yönetebildiğinizdir.

Modern kamu yönetiminde kentsel başarının temel ölçütü, ne kadar bütçeye sahip olduğunuz değil, o bütçeyi ve kentin tüm bileşenlerini ne kadar etkin yönetebildiğinizdir. Stratejik kaynak yönetimi literatüründe kaynak kavramı yalnızca kasadaki parayı değil, araç filosunu, fiziksel altyapıyı ve hepsinden önemlisi insan sermayesini kapsar. Bir kentin geleceği, o kentin entelektüel ve teknik kapasitesini ne kadar optimize edebildiğine bağlıdır. Silifke Belediyesi özelinde yaşanan mevcut pratiklere bakıldığında, kentin en değerli varlıklarının ağır bir israf ve vizyonsuzluk sarmalına kurban edildiği görülmektedir. Görev değişimlerinin ardından iş gücünün siyasi saiklerle tasfiye edilmesi arkaik bir yaklaşımdır. Bu tasfiyelerin vicdani boyutu siyasi aktörlerin kendi iç hesaplaşması, hukuki boyutu ise bağımsız mahkemelerin konusudur. Ancak burada gözden kaçırılmaması gereken çok net bir gerçek vardır: Hukuka aykırı işlemlerin sonucunda doğan tazminat yükü, kararı verenlerin şahsi hesaplarından değil, doğrudan Silifke halkının vergilerinden ödenmektedir. Bu durum, kamu maliyesi literatüründe net bir ölü ağırlık kaybı ve kamu zararıdır. Kentin altyapısına harcanması gereken milyonlar, hatalı ve rövanşist yönetim kararlarının bedeli olarak heba edilmektedir. Buzdağının asıl görünmeyen ve kente en çok zarar veren kısmı ise işten çıkarılamayan devlet memurlarına yönelik uygulanan pasifize etme stratejisidir. Büyük çoğunluğu mimar ve mühendis gibi kentin fiziksel ve yapısal gelişimine doğrudan katkı sunması gereken nitelikli profesyonellerden oluşan personelin, mesleki formasyonlarıyla uzaktan yakından ilgisi olmayan, hizmet üretemeyecekleri pozisyonlara sürgün edilmesi, çok boyutlu bir yönetim zafiyetidir. Şu an halihazırda tanıyıp görüştüğüm 11 nitelikli memur, sırf keyfi gerekçelerle mesleklerini icra edememekte, bilgi ve birikimlerini kente aktaramamaktadır. Örgütsel psikoloji biliminde uzman personeli yetkinlikleri dışında, kapasitelerinin çok altında, anlamsız veya atıl görevlere hapsetmek mobbing olarak tanımlanır ve açık bir psikolojik şiddet türüdür. Bu 11 uzman personelin pasifize edilmesinin yarattığı tahribat, sadece ahlaki veya hukuki değil, devasa bir ekonomik israftır. Bu personelin Silifke Belediyesi bütçesine aylık maliyeti yaklaşık 2 milyon TL civarındadır. 5 yıllık bir görev süresi boyunca bu rakam toplam 120 milyon TL gibi devasa bir kaynağa tekabül etmektedir. Silifke’nin kentsel dönüşüme, vizyoner mimari projelere ve güçlü bir mühendislik altyapısına ihtiyacı varken; bu projeleri çizecek, denetleyecek ve yönetecek beyin takımının atıl durumda bekletilmesi, kente ihanetle eşdeğer bir stratejik körlüktür. Suç, mesleğini icra etmesi engellenen personelde değil, kurumsal kapasiteyi kendi siyasi kibrine kurban eden yönetim anlayışındadır. Kurumlar, yetişmiş insan gücüyle ayakta kalır ve yükselir. Silifke Belediyesi’nin mevcut insan kaynakları uygulaması; kentin kurumsal hafızasını silmekte, bütçesini kanatmakta ve en önemlisi Silifke’nin geleceğinden çalmaktadır. Temennimiz, vekaleten seçilen yeni yönetimin bu yanlışlardan dönüp Silifke’ye faydası olacak işler yapmasıdır.



